Ve yalnızlık
Sinsice saklanan koynuma
Yüreğimi okşayan pamukları boyayan kana
Şimdi yalnızlık göğümde siyah bir zindan gibi
Kalbim kimin ellerinden tutsa kaybediyor yönünü
Ne yaparsa koparamıyor
Baş döngüsünde sarıldığı o paslı zincirleri
Kabullendim alnıma çivili çile yazısını
Kim öpse alnımdan birkaç damla kanar
Kim sarsa sanki dikenli bir hiçliği sarar
Ruhum burdan milyonlarca yıl
Milyonlarca kilometre uzakta
Bu bedeni taşımakta zorlanıyorum
Yavaş yavaş isyan ediyor
Çürüyen yanlarım
Onlar da biliyorlar
Ya bu dünya bana az
Yahut ben ona fazlayım
Hatırlıyorum bu beton duvarın ardında
Sesini duyuyorum ölümün
Artık kulağımı dayayacağım bir umut kalmadı
Esir aldı beni bedenimden imtihanlarım
Ve ruhum güvercinlerin gagasından düştü
Bilmem hangi memlekette
kırıldı orta yerinden
Bedenim gibi kaybetti kendine ait yanlarını
Ey sessizliğin ardındaki sonsuzluk
Beni ya aşkla ya ölümle bul
Göremedikçe sonbaharın hazanını
İlkbaharın umudunu sezemedikçe
Alnımdaki çivi yazısıyla savaşıyorum
Şimdi leylekler uzun bir sefere çıkıyor
Ben kırgınlıktan inceden hicret ediyorum
Artık kırılacağım kimsem kalmadı
Gel her yanık türküden sonra bulan insanı
Gel gönlümün en saklı yerindeki sızı
Tutup beni en kimsesiz yanımdan
Sil alnımdan şu kızıl yenilmişlik yazısını